|

17 Ağustos 1999 Kocaeli depremini izleyen günlerde halk
arasında: yeraltı sularının akış rejimlerinin değiştiği,
gökyüzünde bazı ışıkların gözlendiği, evcil hayvanlarda bazı
davranış bozuklukları izlendiği konusunda konuşmalara hepimiz
tanık olduk. Bu yazıda; sözü edilenlerden bazılarına değinilecek
ve daha da ileri giderek bilimsel açıklamalar getirilecektir.
Şurası gerçek ki; deprem ışımaları (şimşekleri), deprem
bulutları, uzamış ay görüntüsü, ve hayvan davranış anomalileri
gibi 1519 adet olay, 17 Ocak 1995 Kobe depreminin habercisi
olarak bu depremden sonra fax, elektronik mesaj ve telefonlarla
Japonya’da sismoloji alanında çalışan kurum yada kişilere
bildirildi. Bunun gibi diğer bazı ilginç olaylar ve getirilen
bilimsel açıklamaları aşağıda verilmiştir. Aynı zamanda Jeofizik
teknikler kullanarak “depremleri önceden tahmin etme” (earthquake
prediction) konusunda gerçek verilere dayalı ve Jeofizik
literatüründen seçilmiş örnek çalışmalar da burada konu
edilecektir.
2-Yaşamımızdaki Deprem Habercileri:
Bazen depremin habercisi niçin kuvartz saatler ?

6427 kişinin hayatını yitirdiği 17 Ocak 1995 Kobe depreminden
bir gün önce, deprem episantır noktasından 25 km uzaktaki bir
şehirde yaşayan Japon vatandaşı Osaka Üniversitesindeki Yer ve
Uzay Bilimleri merkezininde deprem konusunda çalışması ile
tanınan Dr. H. Matsumoto’ya telefon etti ve olağan dışı
esrarengiz haberci bir olay hakkında konuşup kendisine bilimsel
şekilde açıklanmasını istedi. Anlatılana göre depremden önce:
Evdeki bir kuvartz masa saatinin yelkovanı hareketini durdurdu
ve belirgin olarak ters yönde hareket etmeğe başladı. Benzer
olarak Japonya’daki bir üniversite öğrencisinin de Kobe
depreminden önce aynı sıradışı olayı yaşadığını fakat bunu
kimseye anlatmadığı bilinir. Saat depremden sonra normal olan
önceki çalışmasına devam etti. 1976 yılında 240000 kişinin
hayatını yitirdiği Büyük Tangshang (tangşayn) depreminden 8 saat
önce de deprem episantır noktasından 160 km uzaktaki Beijing’de
kuvartz saatlerin durduğu yine rapor edildi. Diğer yandan bu tür
saatlerin bazılarındaki yelkovanın depremden bir gün önce bu kez
normal yönde, olduğundan daha hızlı şekilde döndüğüne ilişkin
duyumlar da alındı. Konunun bilimsel olarak açıklanabilmesi için
Osaka Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Merkezi araştırma
laboratuarında bir dizi deneyler yapıldığı bilinmektedir. Bi2r
kuvartz saat Statik elektrik jeneratörünün alüminyum folye ile
kaplı olan 2 küresi üzerine yerleştirildi. Jeneratörden 10 W
gücünde 120-130 MHz frekansında bir elektromanyetik alan
uygulandı. Bu elektromanyetik alan etkisi altında kalan saatin
yelkovanı normalinden 8 kat daha hızlı dönmeye başladı.
Gerçekleştirilen bu olaya elektronik olarak şu açıklama
getirildi. Uygulanan elektromanyetik alandan dolayı dijital
saatin elektronik devresinde bir elektrik şarj (yük) atlaması
olmuş ve bundan dolayı meydana gelen sıradışı akım saat
motorununun aksi yönde hareketini tetikleyip yelkovanın ters
polaritedeki yönde dönmesine veya aynı polaritedeki hareketini
tetikleyip yelkovanın daha hızlı dönmesine neden olmuştur. Bu
deneyler dizisi Kobe depremi öncesi kuvartz saatlerde gözlenen
yukarıdaki olayların deprem oluşum mekanizmasının bir
elektromanyetik alan yarattığını açıklar.
3-Küstüm çiçeğinin (Mimosa pudica) esrarı ve depremden önce
düşen çiviler

Herkezce bilinen (küstüm) saksı çiçeği (Mimosa pudica) yine bu
laboratuar deneyinde önce Van de Graaff statik elektrik
jeneratörünün küresi üzerine yerleştirildi. Uygulanan
elektromanyetik alan etkisi altında bu çiçeğin yapraklarını
pörsütüp sarkıttığı gözlendi. Küstüm çiçeğinin küsmesi bunun
elektrostatik olarak indüklenmiş elektrik akımlardan paniklemesi
ile açıklanır.Ansei kronolojisinden verilen ve 150 yıl önce
kayıt edilmiş meşhur bir Japon hikayesi, bir demir mıknatısta
asılı duran 15 cm uzunluğundaki demir çivilerin Ansei
depreminden önce düsmesi üzerinedir. Çiviler, depremin P dalgasi
(ki bu hemen hissedilen sismik dalgadir) henüz algılanmadan
düşmüştür. Bu kronolojik hikaye depremden önce sudaki kedi
balıklarının anomali davranışlarını da anlatır. Canlıların bu
konudaki benzer anomali davranışları izleyen paragrafta ele
alınacaktır. Bu mıknatıs ve çivi olayından hemen sonra bir
manyetik mıknatısın depremlerin önceden kestirilmesi konusunda
prediktör (önceden haberci) olabileceği düşünülmüş fakat bunun
yararlı olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Hatta bugün bile,
depremlerin önceden kestirilmesi çalışmalarını sürdüren
sismologlar tarafindan: tam depremde veya depremden önce
manyetik alan şiddetinin değişmesine karşın bunun gözardi
edilebileceği gerçeği konuşulur.Osaka Üniversitesi araştırma
laboratuarında bu mıknatıs ve çivi olayının bilimsel olarak
açıklanabilmesi için bir dizi deneyler gerçekleştirildi. Bazi
çiviler Van de Graaff statik elektrik jeneratörü küresi
üzerindeki bir manyetik askıya tutturuldu. Jeneratörün büyük
gerilim küresi elektrostatik olarak yüklendiğinde çivilerin
herbiri bir ötekine doğru eğilerek kapanıp yere düşdü. Bunun
gibi benzer diğer bir dizi deney sonuçları ve Ansei hikayesi
birlikte yorumlandığında depremi meydana getiren fay sistemleri
aynı zamanda büyük bir elektromanyetik alan üretirler. Bu alanın
etkisi yukarıda yaşanan ve gözlenen yeryüzü olayları ile
kendisini belli eder.
4-Haberci Canlılar ve Jeo - Elektromanyetik

Bir doğa olayı olan depremlerin ürettiği elekromanyetik alanın
aynı zamanda çok sayıda canlı hayvan varlığını irkiterek onları
uyardığı söylenebilir. Ülkemiz insanlarının da 17 Ağustos 1999
depreminden sonra akıllarından geçirerek dile getirdikleri bu
tür canlı hayvanların deprem habercisi olabilme özelliği
gerçekte akıl dışı bir olay değildir. Ancak bu konuda bir
homojenlikten söz edilemez. Diğer meşhur bir hikaye ise
Japonya'da bir balıkçıya maledilir. Balıkçı herzaman nehirde
rastgeldiği yılan balıklarının nehirde bulunmadiğını ve
nehirdeki yayın balıklarının ise panik içerisinde anomali
hareketler yaptığını hayretle izler. Bu olayları bir deprem
kehaneti olarak yorumlayan balıkçı hernasılsa 1846 Ansei
depreminde (M=7.8) hayatını kurtarır. Bu olayın günümüzde
açıklanmasını sağlamak için yine Osaka Üniversitesi Yer ve Uzay
Bilimleri laboratuvarlarında 1996 yılında bazı deneyler
gerçekleştirildi. 60 cm uzunluğunda bir yayın balığı ile 50 cm
uzunluğunda iki yılan balığı 90x40 cm boyutundaki bir akvaryumda
(32 cm yüksekliğindeki) su içerisine, 40x40 cm boyutunda olan ve
87 cm aralıkla duran iki alüminyum elektrod levha arasına
konuldu. Bir elektronik “pulse” jeneratörü (ossilatör) aracılığı
ile (1ms zaman aralıkları ile) tekrarlanan 4 Voltluk bir
elektriksel gerilimi akvaryuma elektrodlar yardımıyla
uygulandığında hayvanların telaş, panik ve heyecan içerisindeki
kaçısları ve hareketlilikleri video kameradan izlendi. Benzer
olarak 1995 Kobe depreminden önce su aygırlarının suya dalarak
bir süre görünmedikleri anlaşılır. 1971 deki Izu-Ohshima’daki
volkanik püskürmeden ve onun depreminden önce, hayvanat
bahçesindeki timsahların feryad ederek vahşice davrandıkları
bildirilmiştir.Kobe depreminin hemen öncesinde bazı balık
türleri ve ipek böcekleri genel bir sıraya dizilmişler ve bazı
balıklar ise kendilerini sudan dışarı attıklari için yaşamlarını
yitirmişlerdir. Elektro-Psikolojik tepkiler (panik, heyecan,
telaş) veren bu hayvanlardan en büyük davranış anomalisi
sergileyen yılan balıklarının Sismo-Elektromanyetik alanlara
daha duyarlı olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda anlatıldığı gibi
hayvanlarda Elektro-Psikolojik davranışlara neden olan elektrik-
elektromanyetik alan, bir tektonik fay sisteminde, deprem
sürecinde üretilen ve elektronik olarak ölçülebilecek fiziksel
parametredir. Bu alanı üreten bir TEKTONIK FAY aslında
matematiksel tanımı yapılabilen bir Elektromanyetik modeldir.
Deprem öncesi ve sonrası faylardaki gerilim (stress) değişiminin
neden olduğu Sismo-Elektromanyetik anomaliler bu modellerden
hesaplanabilir
KAYNAK:www.geop.itu.edu.tr
|