Deprem Seferberliği

(Kenan Akın )

 

Dost ve kardeş Pakistan'da meydana gelen, 7.6 büyüklüğündeki depremin "acı" ve "üzüntüsü" devam ederken, Ege ve Elazığ'daki yersarsıntıları, gündeme ağırlığını koyuyor.
Gerçekten de, sismologlara göre, hiçbirinin diğeriyle bağlantısı olmayan depremlere yenilerinin eklenmesi bekleniyor.
Nedense, Türkiye'nin "deprem kuşağı" üzerinde olduğunu unutarak, her sarsıntıdan sonra, "kritik" durum hatırlanıyor.
Ne var ki, çoğu kez hatırlanma işlevinde sınırlar aşılarak, "dehşet" boyutları çiziliyor.
"Muhtemel" deprem ne zaman gündeme gelirse, yorum ve kehanetler birbirini izliyor.
Son günlerde yine "muhtemel" meşhur depremden bahsediliyor.

17 Ağustos'tan bu yana...
Bir ara, bu durumu analiz eden bir yazımıza "Deprem çığırtkanlığı veya medyatik gösteri" başlığını atmıştık. Şimdi de, yavaş yavaş, aynı platforma doğru gidiliyor.
Aslında, "tahmin" ve "kehanet"ten ziyade "bulgu" kamuoyunu ilgilendiriyor. Bilimsel olarak yeni yeni bilgi ve bulgular depremi anlatırsa, kamuoyunun ilgisi ve alınacak önlemler önem kazanıyor.
Her şeyi bir kenara bırakalım; peki alınan yeni önlemler var mı?
Hoş, bilinen önlemler bile yadırganıyor.
Şimdi gelelim, ünlü Sismolog Dr. Ali Öncel'in pratik tavsiyelerine ve görüşlerinden bazılarına...

Bilgi kirliliği de tehlikeli

"Çalışma gruplarımız yok ama konuşanlarımız çok" diyor ve ekliyor:
"Amerika ve Türkiye'de birbirinin ikizi iki büyük fay sistemi, büyük depremleri oluşturuyor. Faylardaki bu benzerlik, maalesef deprem konusunda yapılan çalışma sistematiğinde görülmüyor. Amerika'da deprem çalışmaları gruplar tarafından yapılır ve ortaya çıkan çalışma, 'grup' olarak gösterilir. Maalesef, ülkemizde bu çalışmalar gruplar eliyle değil, kişilerin kendi özverisi, algılama yapma becerileriyle orantılı olarak yapılır ve açıklanır."
Dr. Öncel, bu yüzden de ülkemizde
"Depremciler birbirine girdi" ya da
"Deprem profesörleri uzlaşamadı" gibi, kamuoyunu ilgilendirmeyen faydasız bilgi bombardımanının, basın yoluyla kanalize edildiğini de öne sürüyor.
Çözüm olarak da, benzer faya sahip Amerika'daki gibi çalışma gruplarının ivedilikle kurulmasını öneren Dr. Öncel,
"Bu yol, hem çalışanların güvenliğini sağlayacak, hem de deprem gibi önemli bir ilim dalına halkın güveninde bir sarsılmanın olmaması sağlanacak" uyarısında bulunuyor.

Konsey var ama

Ülkemizde, deprem çalışması yapabilecek bir-iki grubu oluşturacak sayıda bilim adamı olduğu sanılıyor.
Oysa, Dr. Öncel'in iddiası; grupların oluşturulmasında güçlük çekileceği yolunda...
Bu yüzden de, dışarıdan deprem bilim adamlarının göreve çağrılmasını da öneriyor.
Aslında benzer bir yapının ülkemizde kurulduğu da biliniyor.
TÜBİTAK'ın organizesiyle Başbakanlığa bağlı olarak kurulmuş olan "Ulusal Deprem Konseyi", kendi imkânlarınca çalışmalar yapıyor.
Konseyin web sayfası, http/www.tubitak.gov.tr/index.html. olarak biliniyor.

Seferberlik şart

Ne var ki, hem Amerika'daki çalışma gruplarının raporları, hem de Japonya'daki konsey çalışmaları ve varılan sonuçlar internet üzerinden, herkesin anlayacağı şekilde halka ve bütün dünyaya açıklanırken, Ulusal Deprem Konseyi'nin web sayfasında pek bilgiye rastlanmıyor.
Dr. Öncel buna da değinerek; "Doğru bir kararla kurulan bu konseyin çalışmaları, Amerika ve Japonya'daki çalışma biçimi, etkinlik ve verimlilik kriterleri göz önüne alınarak ya yeniden yapılandırılması, ya da farklı başlıklar altında çalışma gruplarının ivedilikle kurulması ve etkinleştirilmesi gerekir" vurgusunda bulunuyor.
Ege ve Elazığ'daki depremlerin büyüklüğü hasara, can ve mal kaybına sebep olmazken ve yeni depremler telaffuz edilirken, panik göstermeden, bir "deprem seferberliği"nin gerekliliği, kesinlikle ortaya çıkıyor.

 

Kenan Akın
kenan@akin.web.tr

 

İletişim için: vahap.tecim@deu.edu.tr
 © 2005 Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bilgi İşlem Birim Başkanlığı Tarafından Geliştirilmiştir.
(Ekonometri Bölümü son sınıf  öğrencilerinin katkılarıyla.)