Yönetim Kurulmu Başkanı olduğum İzmir Ticaret Odası'nın en büyük hedefi şudur: İzmir'i bir dünya
kenti, dünya markası yapmak... Bu hedef için bize; sıçrama yaratacak bir organizasyon, bir olay
gerekiyordu. 1992 yılında İspanya'nın Sevilla kentinde düzenlenen EXPO'yu gezdiğim zaman, "İşte
bize gereken bu" dedim. İzmir'e çok benzer bir coğrafyada, binlerce yıllık Sevilla'nın EXPO ile
nasıl baştan aşağı yenilendiğini, değiştiğini ve bir dünya markası haline geldiğini gördüm.Bu
gezinin hemen arkasından kolları sıvadık. 1992 yılında hazırlattığımız 15 yıllık İzmir Stratejik
Planı'nda "Hedef 2000 yılında İzmir'de EXPO düzenlemek" diyerek yola çıktık. Ama, Türkiye'de o
yıllarda çok az insanın bildiği EXPO'ya ulaşmak tahmin ettiğimizden çok daha zor oldu. Öncelikle,
Expozisyon, yani "Uluslararası Sergi"nin kısaltılmışı olan EXPO'ları düzenleyen BIE, "Bureau
International des Expositions(Uluslararası Sergiler Bürosu) adındaki uluslararası kuruluşa üye
olmamız gerekiyordu.
59. Hükümet sesimize kulak verdi.Bunun için 10 yıldan fazla süre boyunca bütün iktidarların
başbakanlarına, dışişleri bakanlarına, diğer ilgili kurumlara sayısız başvuru yaptık ama bir türlü
sonuç alamadık. 59'uncu Hükümet döneminde ise ilk defa bu sesimize kulak verildi ve emeklediğimiz
bu yolda adeta koşarak ilerlemeye başladık. 2004 yılında Devlet Bakanımız Kürşat Tüzmen'le birlikte
katıldığımız bir Yunanistan gezisinde Yunanistan temsilcileri, 2008 yılındaki EXPO için Selanik
kentinin aday olduğunu belirterek, Türkiye'nin bu adaylığa destek olmasını istedi. Kürşat Tüzmen,
memnuniyetle destek olacaklarını söyledi ama ben Tüzmen'in kulağına eğilip, "Böyle bir destek
vermemiz mümkün değil çünkü üye bile değiliz" deyince Sayın Bakan çok şaşırdı.
Birliğe üyeliği Tüzmen başlattı:Bakan Tüzmen, yurda döner dönmez, Türkiye'nin birliğe
üyeliği için gerekli girişimleri başlattı. 2005 Ekim ayında resmen üyeliğimiz gerçekleştirildi.
Üyelikten sonra da adaylık için çalışmalara başladık. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Dışişleri
Bakanlığı'nın yoğun çalışmaları sonucunda Bakanlar Kurulu 2005 Kasım ayında, 2015 yılında
düzenlenecek Uluslararası EXPO'ya Türkiye'nin aday olmasına ve bu adaylığın İzmir tarafından
yerine getirilmesine karar verdi.Karar, 23.11.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.
25 yıllık hayal 13 yıllık proje:Bugün, 13 yıldır vazgeçmediğimiz bir projenin peşindeyiz.
2015 EXPO'sunu düzenlediğimiz zaman yaklaşık 25 yıllık bir hayali hayata geçirmiş olacağız.
Neden bu kadar uğraştığımız sorusuna karşılık, 150 yıldır düzenlenen EXPO'ların, bugüne kadar
yapıldığı kentleri birer marka haline getirip, insanların yaşam düzeyini yükselttiğini ve daha
yaşanır kıldığını söyleyebiliriz. EXPO, 64. kez 2008 yılında Zaragoza'da, 65. kez de 2010
yılında Şanghay'da düzenlenecek. Biz 66'ncı şanslı kent olmak istiyoruz. Bu İzmir için büyük
bir gösteri fırsatı. EXPO'larda bir yandan ülkelerin sahip oldukları kültürel, tarihi tüm
zenginlikler sergilenirken öte yandan insanlığın, dünyanın geleceği ile ilgili projeksiyonlar
yapılarak, bugünün araçlarıyla geleceğin mekanları kurulmaya çalışılır.
Bu coğrafyadan aday ilk kent:Sergilerin yapıldığı kente bir önemli katkısı da, görkemli
anıtsal yapılar kazandırması. Paris'te Eyfel Kulesi, Brüksel'de Atomium, Londra'da Kristal Palas,
bu yapıların en güzel örnekleri.Bugün çok önemli bir noktadayız. Bir yıl içinde hem BIE'ye üye
olduk hem de BIE'nin en üst karar organı olan İcra Kurulu'na seçildik. Bütün dünya adaylığımıza
büyük ilgi ve sempatiyle yaklaşıyor. Çünkü 150 yıllık EXPO tarihinde ilk defa bu coğrafyadan
aday bir kent çıkıyor. Üstelik son derece iddialı bir kent. Bu iddiamız doğrultusunda bir taraftan
İzmir'de yoğun olarak çalışmalarımızı sürdürürken diğer yandan da yurtdışında da hem lobi
faaliyetleri yapıyoruz hem de EXPO'ya ev sahipliği yapan kentlerin tecrübelerini değerlendiriyoruz.
2005 yılında EXPO'ya ev sahipliği yapan Japonya'nın Aichi kentine yaptığımız iki ziyaretin ardından,
bu yıl da rotamızı 1929 ve 1992 yıllarında EXPO'ları düzenleyen İspanya'nın Sevilla kentine
çevirdik. Açıkçası EXPO düzenleyen kentler içinde bizi en çok etkileyen Sevilla oldu.
Sevilla'da EXPO izleri:Sevilla İspanya'nın 750 bin nüfuslu bir şehri. Tarihin çok uzun bir
döneminde, Emeviler'in yaşadığı bir Endülüs kenti. Bu nedenle, Arap mimarisinin çizgilerini
yoğunlukla görebiliyorsunuz. Eskinin ve yeninin aynı anda yaşanabildiği, farklı kültürlerin
ve mimari eserlerin görülebildiği ender şehirlerden biri Sevilla...İşte, eskiyi ve yeniyi
böylesine büyük bir ustalıkla buluşmasını sağlayan ise 1992 yılında Sevilla'nın EXPO'ya
ev sahipliği yapması oldu. Aslında, Sevilla 1929 yılında da EXPO'ya ev sahipliği yapmış.
1929 EXPO'su sırasında bir İspanyol Sarayı yapılmış. Şimdiye kadar EXPO düzenleyen
şehirlere yaptığımız gezilerde hiçbir yerde böyle bir yapıya daha önce hiç rastlamadık.
1992 yılındaki EXPO ise kentin hem çok modern yapılara kavuşmasına hem de eski Sevilla
olarak adlandırılan tarihi kentin tamamen yenilenmesine imkan tanımış.
EXPO alanı şimdi teknopark:Eski bir kent ama tamamı restore edilmiş. Hangi otorite, hangi güç
bu kadar maliyetli ve zor bir işi yapmayı başarabildi diye sormadan edemedik kendimize...
Ve bu soruyu yönelttiğimizde aldığımız cevap EXPO heyecanımızı bir kat daha arttırdı; çünkü
hepsi EXPO nedeniyle verilen uzun vadeli kredilerin ardından yapılmıştı...EXPO nedeniyle
yapılan pek çok yapı bugün değişik amaçlarla kullanılmaya devam ediyor. Örneğin Meksika
pavyonunu hastaneye çevirmişler. Bir başka dikkat çekici olay da 1992 EXPO alanının teknopark
haline dönüştürülmesiydi. Şu anda o teknoparkta, dünya devi firmalar, en ileri teknolojileri
kullanarak geleceğin dünyası için büyük projeler üzerinde çalışıyorlar. Yani binlerce yıllık
Endülüs kenti Sevilla, EXPO sayesinde hem tarihi değerlerini koruyor, hem de geleceği yaratıyor.
Hep İzmir'i düşündük:Bizim uzun zamandır EXPO'nun bir kente kazandırdıklarına dair
söylediklerimizin en güzel kanıtları bence bu yapılar...Hep İzmir'i düşündük. Aslında çok
güzel bir şehirde yaşıyoruz. Kemeraltı, Mezarlıkbaşı, Tilkilik, Namazgah gibi yerlerin
restore edildiğinde, gezen turistlerin ne kadar mutlu olacağını düşündük.Dikkatimizi çeken
bir diğer konu da, kentin çok basit çalışmalarla ne kadar güzelleştirildiği oldu. Yol
kenarlarına dikilen turunç ağaçları, kente öyle bir hava katmış ki, etkilenmemek mümkün
değil. Özenle hazırlanan faytonlar kente nostaljik bir hava katıyor. Bizim de faytonlarımız
var, bizim de kentimizin iklimi turunç yetiştirmek için çok müsait, bizim de tarihi
değerlerimiz var. Ama Sevilla'da gördük ki, sahip olmanın ötesinde, tüm bu değerleri doğru
şekilde sunabilmek önemli.
Barselona'da mucizeyi gördük
İspanya'da Sevilla'dan sonraki durağımız Barselona oldu. 1839 EXPO ve 1992 Olimpiyatları'nı
düzenleyen Barselona, ünlü mimarların yapıtlarıyla süslenen sokakları ve kültürel zenginliğiyle gerçekten
insanın ufkunu genişleten bir şehir. Rönesans'tan bu yana pek çok mimar ve ressama ev sahipliği yapan
Barselona'da, özellikle Gaudhi'nin eserleri ayrı bir atmosfer yaratıyor. Baş yapıtlarından biri olan La
Sagrada FamÌlia'yı tamamlamaya Gaudhi'nin ömrü yetmemiş. Gaudhi, bu kilisenin inşasını bitiremeden, 33
yaşında trajik bir şekilde caddede karşıdan karşıya geçerken tramvayın altında kalarak hayatını kaybetmiş.
Gaudhi'den sonra, kilise yine Japonlar dahil çeşitli kişilerce restore edilmeye devam edilmiş.
100 yıldır bitirilemeyen kilise: Çalışmaları halen devam eden ve Barselona'nın hiç bitmeyecek bir
hayali olarak görülen kiliseyi her yıl milyonlarca turist ziyaret ediyor.
Tabii ki bitirilememesi mümkün değil, ama turistlere "100 yıldır bitirilemeyen kilise" olarak
hikayesiyle birlikte anlatmak oldukça akıllıca...
Barselona'da kent dönüşümünün gerçekleştiği olimpiyat alanı ve kongre merkezlerinin bulunduğu
bölgedeki incelemelerimizde ise EXPO ve olimpiyatlar gibi büyük organizasyonların kentleri ne kadar
zenginleştirdiğini bir kez daha gördük.
Örneğin, 1992 yılındaki olimpiyatlar nedeniyle yapılan TV anteni kentin önemli anıtsal yapıtları
arasında yerini almış.
Hiçbiri imkansız değil:Gerçekten de zengin bir şehir Barselona... Tarihi değerlerinin yanı sıra;
devasa bir liman, arkasında olimpiyatlar nedeniyle oluşturulan oteller bölgesi, hayranlık uyandıran bir
olimpiyat kulesi, stadyumu ve merkez ofis binası mevcut. Burada mucizeyi gördük. Bunların hiçbirisi
yapılması imkansız şeyler değil...
İzmir aslında EXPO yolundaki kararlılığını ortaya koyarak çok önemli bir mesafe kaydetti. EXPO
nedeniyle gerçekleştirdiğimiz yurt dışı inceleme gezilerinde, organizasyonlarına ev sahipliği yapan
şehirlere katkılarını görmek, İzmir'i EXPO 2015 ile; belki de hayalimizin de ötesinde bir noktaya
taşıyabileceğimizi kanıtlıyor.
Zaragoza bize işaret veriyor
2008 yılındaki EXPO'ya hazırlanan Zaragoza da, Sevilla ve Barselona gibi tarihi değerler açısından
oldukça zengin bir şehir. 650 bin nüfusu ile İspanya'nın beşinci büyük kenti. Özenle korudukları dini
eserleri, güzel meydanları var. Tüm şehir EXPO'ya adeta kilitlenmiş durumda. Tepeden tırnağa kafanızı
çevirdiğiniz her yerde EXPO yazılarını görebiliyorsunuz.
Halkın fikri alınmış: Zaragoza'da yapılan hazırlıklardan öğrenilecek çok şey var.
Örneğin, 2008 EXPO'su için, "Nasıl bir EXPO istersiniz?" sorusunun sorulduğu geniş bir anket
çalışması yapılarak farklı sosyal grupların fikirleri derlenip, global bir projeye ulaşılmak istenmiş.
Halkın talepleri doğrultusunda şekillenen proje için bugün 25 bin gönüllü çalışıyor. EXPO süresi içinde
bu rakamın 50 bine çıkması bekleniyor.
Zaragoza'yı baştan aşağı süsleyen EXPO afişlerinde olduğu gibi, gönüllü çalışanların sayısından
da kentin projeyi ne kadar sahiplendiği açıkça anlaşılıyor.
Yer seçimi temaya uygun:Japonya'nın Aichi kentinde düzenlenen EXPO'daki yer seçimi hatası burada
tekrarlanmamış. 2008 yılında düzenlenecek olan ve teması "Su ve Sürdürülebilir Kalkınma" olan Zaragoza'da
yer seçimi temaya uygun olarak yapılmış. Organizasyonun şehrin hemen yanındaki Ebro Nehri'nin menderes
yaptığı bölümde düzenlenmesi oldukça anlamlı.
Ebro Nehri EXPO dolayısıyla yapılacak çalışmalarla ıslah edilecek ve nehir kenarında muhteşem bir
yeşil koridor kazanılmış olacak.
"Su ve Sürdürülebilir Kalkınma" teması ile yapılacak EXPO, duyarlılık yaratmak, bunun
sürdürülebilir kalkınma ile bağlantısını ortaya koymak, çözümler üretmek, dünyanın farklı yerlerinde
yaşanan sorunlar ve iyi uygulama örneklerini göstermeyi hedefliyor.
Aynı zamanda, Zaragoza'nın kurtuluşunun 200'üncü yılı ve 1908'de düzenlenen İspanyol Fransız
ortak EXPO'sunun 100'üncü yılı kutlamaları ile birleştirilecek.
Kent değişiyor: Yine EXPO ile eş zamanlı olarak "Su ve Suya Dayalı Kalkınma" konulu uluslararası
bir sempozyum düzenlenmesi planlanıyor. Sempozyum sonuçlarının Birleşmiş Milletler tarafından
deklarasyon ile yayınlanması için çalışmalar sürdürülüyor.
Hatta bu sempozyumun gerçekleştirilebilmesi için şimdiden, EXPO alanına bitişik bir kongre
merkezi inşaatı bile başlatılmış.
EXPO'nun 2008 yılına kadar Zaragoza'ya kazandıracağı en önemli yapılar; Köprü, Pavyon, Su
Kulesi ve dünyanın beş büyük su sisteminden getirilen canlıların tanıtılacağı Akvaryum Pavyon
olacak. 90 bin metrekare kapalı alana yayılacak olan pavyonlar, arazi yetersizliğinden iki katlı
bir yapılaşma içinde yer bulacaklar. Zaragoza, bir yandan EXPO alanındaki inşaat faaliyetleriyle
uğraşırken, öte yandan kenti EXPO'ya hazırlamaya çalışıyor.
7 bin yeni turistik belgeli yatak, trenlerin, hafif raylı taşımacılık sistemlerinin, havaalanın
yenilenmesi ve Ebro nehri üzerine iki yeni köprünün inşası şu anda kentte EXPO nedinyle
yapılan yatırımlar...
Başarının sırrını öğrendik
Zaragoza'da yapılan hazırlıklar ile ilgili yaptığımız incelemelerde ve tanıtım sunumlarında,
2015 İzmir EXPO'su yolunda atmamız gereken adımlar konusunda önemli fikirler edindik.
Zaragoza Belediye Başkanı ile yaptığımız görüşmede, 2008 EXPO'sunu yapacak kent olarak
seçilebilmek için yürüttükleri çalışmaları, başarılarının sırlarını öğrendik.
Zaragoza'yı EXPO'yu alma yolunda başarıya götüren en önemli etkenler; tema ve yerin
doğru seçimi, sağlam lobi faaliyetleriydi.
Yani şu anda İzmir EXPO yolunda çok önemli bir dönemeçte...
Motivasyonumuz daha da yükseldi
İspanya'daki incelemelerimizin ardından son durağımız Paris'ti...
Paris, Uluslararası Sergiler Bürosu'nun (BİE) merkezi olması
nedeniyle EXPO için ayrı bir önem taşıyor. Bu nedenle
İspanya'ya gitmişken, Fransa'ya uğrayıp Paris'te BİE Genel
Sekreteri Loscertales'le görüşmeden dönemezdik.
Genel Sekreter Loscertales, İzmir'i ziyareti sırasında, "Burası EXPO için çok uygun bir kent"
yorumunda bulunmuştu. Loscertales'in, kentimizin sahip olduğumuz güzellikleri, tarihi değerleri,
coğrafyayı, iklimi görmesi ve yaptığımız çalışmaları, iddiamızı yerinde görmesi çok önemli bir
adımdı. Ayrıca Ankara'da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin İzmir'e verdiği desteğe tanık olması,
Loscertales'i oldukça fazla etkilemişti.
Paris ziyaretimiz sırasında da; İspanya'nın Sevilla, Zaragoza ve Barselona şehirlerinde yaptığımız
incelemelerle, İzmir'de sürdürdüğümüz çalışmaları Loscertales'e aktarma fırsatı bulduk.
Motivasyonumuz arttı
Özellikle Sevilla'da EXPO organizasyonlarının kentte yarattığı değişim ve gelişmelerin bizi çok
etkilediğini, Zaragoza'daki hazırlık çalışmalarının ise İzmir olarak yol haritamızı
belirlemede önemli katkıları olacağını ifade ettik.
Tema ve yer konusunda pek çok alternatif üzerinde çalıştığımızı, Nisan ayı ortalarında BİE'ye
resmi başvurumuzu yapacağımızı aktardık. Loscertales'in çalışmalarımızla ilgili
sarfettiği övgü dolu sözler, İzmir olarak motivasyonumuzu bir kat daha arttırdı.
İzmir'de EXPO ile ilgili gelinen noktanın memnuniyet verici olduğunu belirten Loscertales,
uluslararası tanıtım etkinlikleri ve lobi faaliyetlerine ağırlık verilmesi
gerektiğini söyledi.
İzmir'e davet ettik
BİE Genel Sekreteri Loscertales, gerçekten EXPO organizasyonunun yapılacağı şehrin belirlenmesinde
rol oynayacak çok önemli bir isim. İzmir'in EXPO 2015'i alabilmek için yaptığı
çalışmaları Loscertales'e tam olarak aktarabilmemiz şart. Bu nedenle Loscertales'i
Temmuz ayında tekrar İzmir'e davet ettik.
Önümüzdeki aylarda yapacağımız çalışmalara ilişkin takvimi en kısa sürede Loscertales'e
ileteceğiz.
Ayrıca, özellikle belirlenen temanın tanıtımını sağlamak için tüm BIE delegelerini İzmir'e davet
etmemizin yerinde olacağını düşürdük. En uygun tarihin de Eylül ortaları olacağı
konusunda mutabık kaldık
Başarı için yol haritamız hazır
Paris ziyaretimiz sırasında Loscertales'le yaptığımız
görüşmede dikkatimizi çeken bir konu da İzmir'in dışında
herhangi bir aday kentin henüz açıklanmaması oldu. Genel
Sekreter, diğer muhtemel adaylar için bize anlatıkları
şöyleydi:
"Moskova'nın imaj sorunundan çok, ekonomik meselelerle ilgili zaman ve enerji harcaması gerekiyor.
Uluslararası platformda ardarda yaşadıkları yenilgi ve kayıplar nedeniyle büyük bir moral kaybına
uğramışlar. Toronto'da ise yeni yaşadığı seçim sonuçları nedeniyle bir belirsizlik var. İlk kez
İşçi Partisi ile muhafazakarlar aynı noktada buluştu. Bunun ne gibi sonuçlar yaratacağı
bilinmiyor."
Verilen desteği hissettik
Tabii ki gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz. Ama başka aday çıksa da çıkmasa da
İzmir'in EXPO rüyasını gerçekleştirmek için tüm gücümüzle, sistemli bir şekilde
çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Ardından Turizm ve Kültür Bakanlığı'nın Paris Müsteşarlığı Kültür Müşaviri Serpil Varol ve
Paris Büyükelçimiz Osman Korutürk'ü ziyaret ettik.
Görüşmelerimizde, İzmir'e verilen desteği bir kez daha hissettik. Türk temsilciler, Paris'in
ünlü caddesi Şanzelize'de, EXPO çalışmaları için tahsis edilen ofiste yapılacak
tüm çalışmalara katkı koyacaklarını ifade etti. Paris Büyükelçimiz Korutürk,
rezidansında heyetimiz onuruna yemek düzenledi.
Bizi en çok Sevilla etkiledi
Bir haftalık Sevilla, Barselona, Zaragoza ve Paris gezimiz sırasında gerçekten çok önemli
tespitlerimiz oldu.
Özellikle Sevilla'da, başarılı bir uygulamayla EXPO organizasyonlarının bir kente neler
kazandırabileceğine şahit olduk. İzmir Ticaret Odası olarak dünyanın pek çok ülkesine
pek çok iş ve inceleme gezisi düzenledik. Ama açıkçası beni en çok etkileyen kent
Sevilla oldu.
Sevilla örneğinden öğreneceğimiz çok şey var. Gerçekten de EXPO'lar, düzenlendiği kentlerin
kabuğunu kırması ve bir marka olarak dünyaya açılması için önemli bir fırsat.
42 milyon ziyaretçi çekerek yakaladığı başarı bir yana, EXPO'dan 14 yıl sonra bile, EXPO'nun
kurulduğu alanın, teknoparka dönüştürülmüş olması, yılda 1.4 milyar dolar
katma değer yaratıyor olması, Sevilla'nın başarılı bir EXPO yaptığının en
önemli kanıtlarından biri.
EXPO'nun İzmir tarihinde de önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyorum.
İzmir'in; tarihi değerleri, coğrafi konumu, iklimsel özellikleri ve Türkiye'nin AB ile gelişen
ilişkileri nedeniyle sahip olduğu şanslı konumunu başarıya dönüştürmek
için, çok büyük bir tanıtım ve lobi çalışması yapması gerekiyor.
Bence İzmir bu hayalini gerçeğe dönüştürecek ve ismini bir dünya markası haline getirecek güce
sahip. Bu yolda başarıya ulaşmak için bundan sonraki yol haritamız
şöyle:
1- EXPO Yasası çıkarılacak.
2- Cumhurbaşkanı başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine bilgilendirme yapılacak.
3- Tema belirlemek için tüm ülkede toplantılar düzenlenecek, öneriler alınacak.
4- Ülke çapında etkin kişilerden bir danışma kurulu oluşturulacak.
5- Kurumsal kimlik ve marka şehir çalışmaları yoğun biçimde devam edecek.
6- Tanıtım filmi malzemeleri hazırlanacak
7- EXPO'dan beklenti ile sosyal ve kültürel etki analizi yapılacak.
8- Şehir planlama, ulaşım, altyapı planlaması, kent yenileme projesi ve maliyet analizleri ile finansal
fizibilite çalışmaları yapılacak. Bu çerçevede, yer belirleme işlemi tamamlanacak.
9- Tema ve yer belirlemesi ile birlikte, tüm İzmir ve Türkiye çapında EXPO flama ve tanıtım levhaları
ile reklam çalışmaları başlayacak.
10- Nisan ayı ortasında, adaylık başvuru dosyası Paris'te Genel Sekreter'e verilecek. Aynı gün İzmir
Ofisi açılacak ve
Paris'te resepsiyon düzenlenecek.
Bundan sonraki süreçte de rehavete kapılmayacağız. Gemileri yaktık, geri
dönüş yok.
EXPO'yu alacağız ve İzmir'in rüyası gerçekleşecek.