Tarih: 28 Kasım 2007 Kaynak: Vatan Yazan: Bilal Çetin
Gül’ün Expo 2015 için devrede olduğunu duydu, İtalya Başbakanı Prodi de soluğu Paris’te aldı.
Olimpiyatlardan bile daha önemli bir organizasyon olarak görülen Expo 2015’i İzmir’e kazandırmak
için yapılan lobi çalışmalarına destek veren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Paris’e geldi. Gül’ün Türk
ekibine destek için geldiğini duyan İtalya Başbakanı Prodi de, aynı organizasyona talip olan Milano’ya
destek için Paris’e çıkartma yaptı
Abdullah Gül nasıl bir cumhurbaşkanı olacak? Aylardan beri kafaları kurcalayan soru bu
Kimilerine göre hükümetle çok uyumlu bir “Çankaya Noteri” olacak. Kimilerine göre yine
hükümetle uyumlu ama dış politikada etkin olacak, diplomasiyi, dış politikayı Çankaya’dan
yönlendirecek...
“Turgut Özal’ın çizgisini izleyecek” diyenler olduğu gibi 1950-60 döneminin Cumhurbaşkanı Celal
Bayar ile paralellik kuranlar da oldu. Özetle Cumhurbaşkanı Gül’ün görevini nasıl yürüteceğiyle ilgili
sayısız spekülasyon yapıldı bugüne kadar ve yapılmaya da devam ediyor
Evet, dış politikaya çok önem verdiği bugüne kadarki uygulamalarından belli Cumhurbaşkanı’nın,
ama bunu ne olursa olsun bir rol üstleneyim diye yapmıyor Gül. Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik
çıkarlarının, Türkiye’nin bölgesel etkinliğini arttırmanın bir gereği olarak yapıyor. Bölge
ülkeleriyle diyaloğu yoğunlaştırıyor...
Ve dün EXPO 2015’i İzmir’e alabilmek için lobi faaliyeti yürütmek üzere
Paris’e giderken Ertuğrul Özkök ve Fehmi Koru ile birlikte uçakta sohbet
ediyoruz Cumhurbaşkanı Gül ile. Nasıl bir cumhurbaşkanı olduğuna, olacağına
ilişkin kafalardaki bu sorulara çok özet ve net bir yanıt veriyor Gül: “Ben
Cumhurbaşkanı olarak günlük meselelerle uğraşmayacağım, Türkiye’nin büyük
vizyon meseleleriyle uğraşacağım...”
Cumhurbaşkanı Gül, EXPO 2015’i İzmir’e kazandırabilmeyi de Türkiye’nin bu çerçevede büyük
vizyon meselelerinden biri olarak görüyor. Dışişleri Bakanlığı döneminden bu yana büyük önem verdiği
bu proje için Uluslararası Sergiler Bürosu’nun genel kurulunda lobi yapmak için Paris’e geliyor.
160 yıllık tarihi geçmişi olan EXPO sergilerinin olimpiyatlardan bile daha önemli, daha
büyük bir organizasyon olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, Japonya örneğini veriyor: “En son
2005 yılında Japonya’da yapılan EXPO nedeniyle bu ülkeye 25 milyon turist gitti. Tanıtım
açısından çok büyük bir olay...
EXPO’nun alınması hem İzmir için hem de Türkiye için çok önemli. Eğer kabul edilir, İzmir
kazanırsa, bu şehrimize 15 milyar dolar civarında bir yatırım yapılacak. Hızlı tren gibi,
yeni havaalanları gibi büyük altyapı yatırımları yapılacak İzmir’e. Ayrıca yeni 5 yıldızlı
oteller, sağlık merkezleri kurulacak. Bu İzmir için tarihi bir fırsat.Eğer alınabilirse
hemen bir yasa çıkarılacak ve İzmir 2015’e kadar bu organizasyona her yönüyle hazır hale
getirilecek. Hani İzmirliler hep ’biz kenarda köşede kalıyoruz’ diye şikayet ediyorlar
ya o şikayetler de bitecek...”
Cumhurbaşkanı Gül, EXPO 2015’i İzmir’e kazandırmayı çok arzuluyor, onun için belki de
bugüne kadar hiçbir devlet başkanının, cumhurbaşkanının yapmadığını yapıyor. Uluslararası
Sergiler Bürosu’nun Kongre üyeleri İstanbul’a geldiğinde programını değiştirip onlarla akşam
yemeğine katılıyor. Dışişleri Bakanı iken çok meşgul olduğu bu projenin sorumluluğunu son
dönemde de Çankaya Köşkü’ne taşıyor. Haftada bir toplantı yapıyor Çankaya’da bu
konu ile ilgili.
Çünkü finale kalan İzmir ile Milano arasında kıyasıya bir yarış var. İşte Cumhurbaşkanı
Gül de İzmir’e destek için hiçbir devlet başkanının, cumhurbaşkanının yapmadığını yapıp,
lobi faaliyeti için Paris’e geliyor
Ve ilginç olan da şu: Gül’ün girişimini duyan İtalya Başbakanı
Romano Prodi de programını değiştiriyor ve dün o da Paris’e geliyor. Milano-İzmir rekabeti
en üst düzeye çıkıyor...Sonuç, 31 Mart 2008 günü belli olacak.
En az 15 milyar $ gelir bekleniyor
Türkçe karşılığı “uluslararası sergi” olan exposition sözcüğünün
kısaltması olan EXPO, 1851 yılından bu yana düzenleniyor. Ticari nitelik taşımayan, değişik
fikir ve bakış açılarının buluştuğu, farklı uluslararasındaki uyum ile iletişimin
gerçekleştirildiği, geleceğin şekillendirilmesinin hedeflendiği ve “dünyanın kendisini
sergilediği” EXPO’lar, “dünyanın ilklerine” de zemin oldu. Dünya “ilk telgraf bağlantısı” nı
1851’de Londra’da yapılan ilk EXPO’da yaşadı. İnsanlık telefonla, daktiloyla, benzinli
otomobil ve bisikletle, dikiş makinesiyle, hesap makinesiyle, televizyonla, telsiz telefonla,
buzdolabıyla, kadın naylon çorabıyla, fermuarla, geceleri sokakların aydınlatmasıyla,
floresan lambayla, külahta ilk dondurmayla, ilk buzlu çayla, atomik enerji ile, önce
X ışınlarıyla sonra da lazerle EXPO’larda tanıştı.