“Urla olmaz” Neden ? “Çünkü, metronun Urla’ya kadar gitmesi çok pahalı olur”
İzmir ve çevresinin gelecek yüz yılını etkileyebilecek bu büyük projenin, kentin sağlıklı
gelişimiyle ilgili düşünce egzersizleri çerçevesinde şekillenmesi, EXPO 2015 dışı konularda da bir
bilgi birikimi yaratabilirdi.
Rekreasyon ve yapılaşma için, var olanı yıkma ihtiyacı yoktur
Dezavantajları ise şöyle;
Yer seçimi yaparken sadece fuar alanını düşünürsek bu hareketliliğin önemli ayaklarını göz
ardı etmiş oluruz.
Basit bir tahminle, 6 ay süreyle 30 milyon insanın ziyaret etmesi bekleniyor. Bu, günde
ortalama 150 bin insanın hareket halinde olması demek. Fuar alanı tel örgüyle çevrilip,
ziyaretçilerin seyahat özgürlükleri kısıtlanamayacağına göre; insanlar İzmir içindeki
gezilerinde, trafik ve görsel açıdan büyük sorunlarla karşılaşacaklardır. On seneye kadar,
metro ve hafif raylı sistemlerle ulaşım düzenlenebilir ama kentin görselliğinin -Şangay'daki
gibi bir semti tamamen kaldırmakla bile- bir estetiğe kavuşması pek mümkün görünmüyor. Diyelim
Agora'yı düzenledik, oradan Kadifekale'ye teleferikle çıkmalarını sağladık...Kalenin burçlarından
İzmir'i seyreden misafirlerin iyi bir izlenimle ayrılmaları için akşam saatlerini tercih
etmeleri gerekecek... Ya da şehrin üçte ikisinin görülmesini engelleyecek bir perdeye...
Kentler maalesef mimarisiyle, insanıyla, doğasıyla ancak yüzlerce yıl içersinde şekilleniyor.
10 yıl İzmir’in bir çok alanda yeniden yapılanması için çok kısa bir zaman.
Misafirlerin maksimum memnuniyeti
Maliyet ve yer statüsüyle ilgili sorunlar, bizim memnuniyetimizle ilgili. Peki beklenen 30
milyon ziyaretçinin memnuniyeti ne olacak ? Yer tartışmaları yapılırken, şu soru öncelikli
olmalıydı; “Gelecek misafirlerin maksimum memnuniyeti nerede ve nasıl sağlanır ?”
6 ay içinde gelecek 30 milyon ziyaretçi için seçilecek merkezi
nokta; trafik, görsellik ve konaklama açılarından değerlendirilebilir. Fuar alanı ve konaklama
olanakları Urla civarında planlandığında, hareketlilik daha rahat nefes alınan bir alana
taşınmış oluyor. Deniz ulaşımı mümkün, karayolu ve demiryolu ulaşımı mümkün... İnsanları hiç
bir karmaşayla karşılaştırmadan günlük ve bir kaç günlük tur organizasyonları sunmak mümkün.
Fuarın yanında, çevreyi gezmek isteyenlere, Çeşme, Ildırı, Alaçatı, Urla, Demircili turları...
Tabii İzmir turu da... Ama güzergahı belirlenmiş, rehber yönetiminde, "nokta" ziyaretler şeklinde...
İsteyenlere daha uzak mesafeler; Bergama, Efes, Didim, Milet, Priene, Pamukkale... Fethiye,
Antalya, Kapadokya...
EXPO geliri nasıl ikiye, üçe katlanır ?
En uzun konaklama süresine göre organize olmak, geliri ikiye, üçe katlar… Bizim, expo
standartlarındaki “ortalama konaklama süresiyle” yetinecek lüksümüz var mı ? Aksine, bu
ortalamanın EXPO tarihindeki en üst seviyesini yakalama ihtiyacımız söz konusu…
Gelen misafirlerin güzel ve rahat bir çevrede konaklamasını temin etmek ve Türkiye'de en
az 15 gün kalmalarını özendirecek programlar sunmak EXPO 2015 den beklenen gelirin
inanılmaz büyüklüklere ulaşmasını sağlayabilir. Tüm Türkiye için mantıklı ve doyurucu bir
rota tespiti, o rota üzerindeki ulaşım imkanlarının olabildiğince geliştirilmesiyle ilgili
plan, merkezi noktanın seçiminde önemli bir kriter... Hedeflenecek "en uzun konaklama" için
Gülbahçe/Urla çevresi turistik yapılanmaya ve merkezi nokta olmaya elverişli bir yer. EXPO 2015
için hazırlanacak konaklama ve ulaşım imkanları, gelecek yüzyıllar boyunca İzmir'i, "Ege ve
Türkiye'yi gezme noktası" haline getirecektir. 2015 öncesinde ve sonrasında; hava, deniz,
karayolları ve demiryollarıyla Türkiye’nin önemli tarihi ve turistik noktalarına kısa bir zaman
/ rahat yolculuk ile ulaşabilme şansı, görünürde EXPO 2015 ziyaretçisi 30 milyon insan için
düşünülse de, İzmir’in gelecek yüzyıla damgasını vuracağı bir yapılanma olması mümkündür.
Fuar alanı seçimi, İzmir’in kent gelişimiyle örtüşmeli
İzmir kenti bu haliyle olması gerekenden çok daha küçük bir alana sıkışmış ise ve batı yönüne
gelişmeye niyetli ise, fuar alanının Urla olarak seçilmesi tam isabet bir seçim olur...
EXPO vesilesiyle yeniden şekillenecek ulaşım olanakları, sosyal tesisler, fuar öncesinde
ve sonrasında İzmir'in kent sağlığına önemli katkılar sunacaktır.
Şimdilik "kentin kalbinde" olmayan Urla ve çevresinin 10 yıl sonra sadece kalbi değil, kalbin
atardamarı haline gelmesi işten bile değil. Henüz 2015 yılına varmadan bile, kent içindeki
yoğunluk merkezlerinin, kamu kurumlarının, sosyal tesislerin, hızlı trenle 15 dakika
mesafedeki Urla ve civarına taşınması için ne tür bir engel var ?
Kent merkezleri sokaktaki insanı çoğu zaman bir mıknatıs gibi çekiyor.
Kentin yüz yıl sonrasını görme sorumluluğuyla baş başa olanların bu çekim gücünün kapsama
alanından sıyrılması, İzmir'e yeni, tarihi bir anlayışın modeli olabilecektir.
İstimlak maliyetleri, arazi statüleri… Bir kentin yüz yıllık geleceği halen bu konuların
etrafında mı şekillenecek…